Институт истории государства

Республика Казахстан, г.Астана, ул. Мангилик Ел 8, под. 14

 

Международная научно-практическая конференция «Мәңгілік Ел», посвященная 550-летию образования Казахского ханства

TÜRKİYE-KAZAKİSTAN İLİŞKİLERİ TARİHİNİN ÖNEMLİ AŞAMALARI:


Prof.Dr.Ahmet Cevat Acar
Türkiye Bilimler Akademisi(TÜBA) Başkanı


(Saygıdeğer Kazakistan Cumhuriyeti Devlet Başkanı,
Sayın Başbakan Yardımcısı,
Sayın Devlet Sekreteri
Değerli Dostlar,
Kıymetli Misafirler,)

TÜBA Başkanı olarak, “Ebedî Halk” Uluslararası Bilimsel Konferansı ve nazik davetiniz için siz değerli kazak dostlarımıza teşekkür ediyor, “Kazakistan Kazak Hanlığı’nın 550. Yıldönümü”nü en iyi dileklerimle kutluyor, kardeş Kazakistan halkının ilelebet payidar olmasını diliyor, hepinize sevgi ve saygılarımı sunuyorum.

Türkiye ve Kazakistan, kökende aynı milletin ayrı coğrafyalardaki iki bağımsız devletidir. Türkiye ve Kazakistan tarihine ve ilişkilerine bakıldığında; Kazakistan ve Türkiye halkının atalarının 845 yılı ve öncesinde beraber ortak bir vatan ve kültürü paylaştıkları, Ötüken Uygur Kağanlığının dağılması ve özellikle Oğuz boylarının batıya hareketiyle fiziki/coğrafi bir yayılma ve ayrışmanın yaşandığı gözlenmektedir. Bununla birlikte, “ata yurt” ile Avrasya ve Anadolu’yu yurt edinen kardeş halklar arası ilişkiler, tarih boyunca hep devam etmiştir. Ayrıca, iki halk arasındaki kardeşlik ve kökende aynı milletin unsurları olma şuuru, tarih boyunca varlığını sürdürmüştür.

9. yüzyıl ile 19.yüzyıl arasında Türk halkları, Doğu Avrupa, Anadolu ve Mısır’dan Orta Asya’ya kadar geniş bir coğrafyada çok sayıda farklı devletler kurmuşlardır. O dönemin şartları ve imkanları içinde, kardeş halklar ve devletler arasında ekonomik, siyasi, kültürel ve toplumsal ilişkiler ve alış-verişler de devam etmiştir. Bunun sonucudur ki, Hoca Ahmed Yesevi’nin öğrencileri, Avrasya ve Anadolu’nun yurt edinilmesinde öncü bir rol oynamışlardır. Yine, Selçuklu ve Osmanlı Devleti ile Türkiye Cumhuriyeti döneminde, kazaklar, diğer Türk halkları ile birlikte “Batı Türk Dünyası” oluşumu içinde de yer almışlardır. Nitekim, çeşitli zamanlarda gelmiş Kazakların bu gün de gözlenen Türkiye’deki varlığı, bunun önemli bir kanıtıdır.

Genel olarak bakıldığında, Türk kavimleri/boyları tarafından kurulmuş Hanlıklar ve Devletlerde, hem farklı Türk halklarının hem de farklı uluslardan insanların bir arada yaşama imkanı buldukları söylenebilir. Bu durum, günümüzde çokça sözü edilen ve Dünya barışı açısından büyük önem taşıyan “farklılıklara hoşgörü” ve “çoğulculuk” açısından Milli tarihimize ait önemli bir örnek oluşturmaktadır.

Eldeki bilgilere göre, Selçuklu ve Osmanlı Devletinin devamı olan Türkiye ile Kazakistan halkları arasındaki ilişkilerin- bu günkü sıklıkta ve şekilde olmasa da- tarih boyunca devam ettiği söylenebilir. Yakın zamanlara gelindikçe, ülke, bölge ve dünyamızda yaşanan değimlere bağlı olarak ilişki ve işbirliği için daha elverişli şartların ortaya çıktığı ve bunun Kazakistan-Türkiye ilişkilerine de yansıdığı görülmektedir.

Son Yüzyılda Kazakistan-Türkiye İlişkileri

Kazakistan-Türkiye ilişkileri, Sovyetler Birliği’nin son dönemlerinde ivme kazanmıştır. Bu dönemde, Türkiye ve Kazakistan arasında resmi heyet ziyaretleri gerçekleştirilmiştir.

Özellikle, 1989’dan itibaren Kazakistan liderliğini üstlenen Nursultan Nazabayev dönemi, ilişkilerin gelişimi açısından verimli bir dönem olmuştur. 1991 yılı Mart ayında Türkiye Cumhurbaşkanı Turgut Özal, Kazakistan’ı; aynı yılın Eylül ayında da Kazakistan lideri Nursultan Nazarbayev Türkiye’yi ziyaret etmiştir. Mart 1991'de Kazakistan ve Türkiye, iki tarafın "politik, ticarî-ekonomik, bilimsel-teknik, ekolojik, kültürel, sosyal, haberleşme ve diğer alanlarda uzun vadeli karşılıklı yararı genişletme ve derinleştirme isteklerini ifade ettikleri İşbirliği Anlaşması'nı imzalamıştır. Bu anlaşma Ekim 1994'te "Dostluk ve İşbirliği Anlaşması"yla geliştirilmiştir. Eylül 1991'de Kazakistan ve Türkiye Cumhuriyeti'nin cum-hurbaşkanları karşılıklı ilişkilerin prensip ve amaçlarını içeren beyan¬nameyi imzalamışlardır.

1 Aralık 1991’deki referandumla Kazakistan’da “başkanlık sistemi”ne geçilmiş ve ilk Devlet Başkanı olarak Nursultan Nazarbayev seçilmiştir. 10 Aralık 1991’de kazak devletinin adı “Kazakistan Cumhuriyeti” olarak değiştirilmiş ve 16 Aralık 1991’de Kazakistan bağımsızlığını ilân etmiştir. Türkiye, Kazakistan’ın bağımsızlığını (10 dakikada) tanıyan ilk ülke olmuştur. Bağımsızlık sonrasında Kazakistan Cumhuriyeti, Devlet Başkanı Nursultan Nazarbayev liderliğinde, her alanda ciddi atılım ve başarılar gerçekleştirmiştir.

2 Mart 1992 tarihinde Almaata’da iki ülke dış işleri bakanları Töleutay Süleymenov ve Hikmet çetin tarafından Kazakistan Cumhuriyeti ve Türkiye Cumhuriyeti arasındaki ‘’Diplomatik ilişkiler kurma protokolü ve vize muafiyeti’’ antlaşması imzalanmıştır. Halen geçerli olan vize muafiyeti antlaşmasına göre, iki ülke vatandaşları, karşı tarafın topraklarına 30 güne kadar vizesiz giriş yapacaklardır.

1994'te Kazakistan Devlet Başkanı Nursultan Nazarbayev'in Türkiye'ye iade ziyareti gerçekleşmiş ve yukarıda adı geçen "Dostluk ve İşbirliği Anlaşması" imzalanmıştır.

Bunların yanısıra, çeşitli düzeyde iki ülke bakanlıkları ile kuruluşların en üst yöneticileri karşılıklı ziyaretler gerçekleştirmişlerdir. İkili ilişkilerin geliştirilmesi ve stratejik ortaklığa dönüştürülmesi açısından, 2005 yılı Mayıs-Haziran ayında gerçekleştirilen Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Kazakistan’a resmi ziyareti önemli bir yere sahiptir.

İki ülke arasındaki ilişkiler, Kazakistan Cumhurbaşkanı N.Nazarbayev’in 2009 yılındaki Türkiye resmi ziyareti esnasında imzalanan “Kazakistan Cumhuriyeti ile Türkiye Cumhuriyeti Stratejik Ortaklık Anlaşması” ile yeni bir aşamaya gelmiştir.

İkili ilişkiler kapsamında 2013 yılı 21-23 Mayıs tarihleri arasında Kazakistan Cumhurbaşkanı Nursultan Nazarbayev, Türkiye Cumhuriyeti resmi ziyareti gerçekleşmiştir.

İlki 30-31 ekim 1992’de Ankara’da toplanan “Türk Dilli Ülkeler Devlet Başkanları Zirveleri”, diğer Türk ülkeleri yanında “Kazakistan-Türkiye İlişkileri”nin gelişimi bakımından özel bir öneme sahiptir. Şimdiye kadar yapılan 10 zirvenin tamamına katılan Kazakistan Devlet Başkanı Sayın Nursultan Nazarbayev, hem zirvelere en fazla katılan devlet başkanı olması, hem de halklar arası işbirliğinin geliştirilmesine sağladığı katkı ile takdire şayan bir rol oynamıştır.

2-3 Ekim 2009’da Nahçıvan’da yapılan Zirve’de Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan ve Türkiye tarafından imzalanan ve 17 Kasım 2010’da yürürlüğe giren “Nahçıvan Anlaşması” ile “Türk Keneşi(Konseyi)”nin (Türk Dili Konuşan Ülkeler İşbirliği Konseyi) kurulması, önemli bir adım olmuştur.

15-16 Eylül 2010’da gerçekleştirilen 10. Devlet Başkanları Zirvesi’nde Türk Keneşi bünyesinde Devlet Başkanları Konseyi, Dışişleri Bakanları Konseyi, Kıdemli Memurlar Heyeti ve Sekreterya hayata geçirilmiştir. Ayrıca, Nahçıvan Anlaşmasının imzalandığı 3 Ekim’in, “Türk Dili Konuşan Ülkeler İşbirliği Günü” olarak kutlanması kararlaştırılmıştır.

Bunların yanısıra, Kazakistan ve Türkiye, Birleşemiş Milletler, Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı, Ekonomik İşbirliği Teşkilatı, İslam Konferansı, Türk Konseyi vb. uluslararası kuruluşların aktif üyeleridir. Bağımsızlık sonrası Kazakistan, Devlet Başkanı Sayın Nursultan Nazarbayev’in liderliğinde, bu tür uluslararası teşkilatlarda önemli ve etkin görevler üstlenmiştir. Türkiye ve Kazakistan, söz konusu üyelik ve faaliyetlerde her zaman birbirlerine destek olmaktadırlar.

“Kazakistan-Türkiye ilişkileri, iki ülke arasında imzalanan çeşitli anlaşmalar” ve “uluslararası örgütlere üyelikler” çerçevesinde sürdürülmektedir. Bunların sonucu olarak bu gün, Kazakistan ve Türkiye; ekonomi, eğitim, ticaret vb. alanlarda önemli ortaklar konumundadır. Türkiye Cumhuriyeti, Kazakistan’da ABD’den sonra yatırım alanında ikinci sıradadır.

Ülkeler arasında işbirliğinin tesisi ve geliştirilmesi bakımından bilim ve eğitim alanında kurulan ilişkiler özel bir öneme sahiptir. Bu alandaki ilişkiler, dünya barışına da önemli katkılar sağlamaktadır.

Eğitim ve bilim alanında Kazakistan ve Türkiye arasındaki ilişkiler açısından iki ülke arasındaki “öğrenci kabulü/değişimi”, Kazak-Türk Hoca Ahmet Yesevi Üniversitesi ile ortaklaşa kurulan okullar(30), önemli adımlar olmuştur. Bu kapsamda, çok sayıda Kazak öğrenci Türkiye’de eğitim görmüş ve görmektedir. Aynı şekilde Türkiye kökenli çok sayıda öğrenci de Kazakistan’da eğitim almış ve almaktadır.

Türk Keneşi bünyesinde “Uluslararası Türk Akademisi”nin kurulması, üye ülkeler arasındaki akademik ve bilimsel ilişkilerin geliştirilmesi bakımından önemli bir adım olmuştur. Sekreterya hizmetleri Astana’da olan ve Başkanlığını Kazak meslekdaşım Darkhan Kydyrali’nin yaptığı Türk Akademisi ile TÜBA arasında 2015 yılında ikili işbirliği anlaşması imzalanmıştır. Yine, 29 Haziran 2015’te UTA’nin ev sahipliğinde Astana’da organize edilen 1.Genel Kurul toplantısında “Türk Dünyası Millî Bilim Akademileri Birliği”nin (TDMBAB) kurulması, bilimsel ilişkiler alanında atılan önemli bir adım olmuştur. TDMBAB Dönem Başkanlığı’nı 2015-2016 yılında Kazakistan Milli Bilimler Akademisi, 2016-2017 Başkanlığını ise TÜBA’nın üstlenmesi kararlaştırılmıştır.

TDMBAB’nin kurulması ve Kazakistan Milli Bilimler Akademisi ile TÜBA arasında bu yıl “ikili işbirliği” anlaşması imzalanmış olması, biraz gecikmiş te olsa bizim açımızdan sevindirici adımlar olmuştur. Bu Birlik ve anlaşma ile üye akademiler ve iki akademi arasında bilgi, bilim adamı değişimi ve bilimsel işbirliği için resmi bir zemin oluşturulmuştur.

Benzer şekilde, kurulmuş bulunan “Türk Dünyası Üniversiteler Birliği” de üniversitelerimiz arasındaki işbirliğinin geliştirilmesi açısından önemli bir adımdır. Bunların yanında, Kazakistan ve Türkiye’nin bilim ve kültür kuruluşları tarafından ortak tarih ve kültürümüze ilişkin Kazakistan’da gerçekleştirilen “ortak faaliyetler”in de önemli ve yararlı olduğunu ifade etmek isterim.

Yukarıda sözünü ettiğim üyelik ve anlaşmalar çerçevesinde gerçekleştirilen Kazakistan-Türkiye İlişkileri, küreselleşen dünyada, hem iki ülke, hem de bölge ülkeleri açısından önemli ve faydalı adımlardır. Bu ilişkiler ve işbirliğinin geliştirilmesi için gerekli iyi niyet ve potansiyelin taraflarda varolduğunu görmekten memnun olduğumuzu belirtmek isterim. Bu konuda daha fazla gayret göstermenin daha etkin ve yararlı sonuçlar vereceğine inanıyorum. Bu konuda TÜBA olarak üzerimize düşen görevi yapmaya hazır olduğumuzu da belirtmek istiyorum.

Daha müreffeh ve barışçı bir dünya için ülkeler - bu arada Kazakistan-Türkiye- arasındaki ilişki ve işbirliğinin gerekli ve yararlı olduğunu ifade etmek istiyorum.

Bu vesileyle, Kazakistan Kazak Hanlığı’nın 550. Yıldönümünü içtenlikle tebrik ediyor; kardeş Kazakistan Cumhuriyeti’nin Sayın Devlet Başkanı Nursultan Nazabayev liderliğinde gösterdiği ve takdirle izlenen gelişme ve başarılarının devamını ve kardeş Kazakistan halkının ebedî olarak payidar olmasını diliyorum. Siz değerli dostlarımıza ve kardeş Kazakistan halkına en iyi dileklerimi, selâm ve saygılarımı sunuyorum.



© Copyright 2013. Институт истории государства
Яндекс.Метрика